
Futbolun kökenlerine dair pek çok araştırma ve farklı bulgular var. Şurası kesin: Futbolla (ya da topla oynanan, futbola benzer bir oyunla) edebiyatın ilk kesişmesi Homeros’a kadar uzanıyor. Şöyle diyordu İyonyalı şair: “Usta Polibus’un eseri olan güzel parlak topu iki elleriyle birden kavradılar; biri geriye doğru devrilerek topu karanlık bulutlara fırlatıyor; diğeri havaya sıçrayarak onu uçarken yakalıyordu...”
“Futbolda meleksi bir yan var. Futbola bakınca, erkekleri, hiçbir şeyin bozamadığı bir saflık içinde görüyorum.” Marguerite Duras
Futbol, ayak topu anlamına da gelen bu oyun, oynayan ve izleyen açısından seyrine doyum olmayan bir tempoda oynanır. Bu oyundan anlamayanların "Bir topun arkasından koşan erkekler..." gibi yakıştırmasına inat her geçen gün bu oyunu oynayanların sayısı artıyor.
Futbol, hayatımızda önemli bir yer tutuyor. Üstelik bu alanı her geçen gün biraz daha genişletiyor. Ona ilgisiz kalabilmek pek mümkün değil. Çevrenizdeki herkes bundan söz ederken kimse böylesine kolay bir sosyalleşme olanağından yoksun kalmak istemiyor.
Biz MMO İstanbul Şube Muayene Kuruluşu çalışanları da olarak bu oyuna ilgisiz kalamazdık. Ve takımımızı kurduk, her çarşamba bir araya geliyoruz.
Neler mi yapıyoruz? Özlem gideriyoruz, futbolun büyüsüne kapılıp, birhaftanın yorgunluğunu atıyoruz. Maç sonrası içilen çaya doyum olmuyor.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder